New deals posted everyday, starting Black Friday and running through the holiday season! No hassles, no lines - just awesome savings on art, deviantWEAR, Premium Memberships and more!
Artist's Comments
Sudaki Masal
Bana hep yağmur armağan edildi Koynumu ısıran hayal makasları bir de Anılar sokağından dışarı çıkamadım hiç Uzun mektuplar yazdım, kimseler okumadı Yine de bağışlardım çocukluğumun kalbini kıranları Kendimle söyleştim kimi zaman Kimi zaman başkalarının düşleriyle yıkandım Bahçeyi sevdim en çok Bana gülümseyen ağaçları Mavi bir keman sesiydi yutkunduğum Eksikti şiirlerim, resimlerim, sevinçlerim Kağıtlar, kelimeler ve renkler oyuncaklarımdı Denize bakmayı severdim de içine giremezdim Boğulmaktan korkardım, güz yaşındaydım Kendi içimde kaybolmuş gibiydim Kime şikayet etseydim korkularımı bilemezdim Kimse maskesini çıkarmıyordu yüzünden Ele vermiyordu kimse kendisini Akdenizli bir hüzün yalıyordu yüzümü İncinen bir anlam taşıyordu gözlerim Taşıyordum başkalarından ve kendimden Hiç kimseyi kıskanmadım ve sevmedim kalabalığı Şiirin ve resmin evinde tenha durmak yetiyordu Şair gibi yaşadım, kendi hayatımı yaşayamadım Belki kendimi, belki hayatın sırrını, belki hiçliğin tadını Belki birey olabilmenin kahredici yalnızlığını Kim bilir belki de küçük avuntularla kendimi kandırıyor Ya da kendime katlanmaya çalışıyordum Belki de hızlı çeviriyordum sayfalarını ruhumun Ve sonunda ben de kendime alıştım Şarkılar mırıldanır vedalara tutunurdum Beyhude olduğunu bile bile Kelimelerin gurbetine düşerdim Bazen küserdim kelimelere Bazen şımartırdım onları Arkadaşlığın lunapark gönlü konuşkandı Saflığın çiçeği güzel ve derin kokardı Asla somurtmazdı gecenin ışığı Bahçeyi nasıl sevdiysem avluyu da öyle sevdim Haddini bilmek konusunda üstüme yoktu Fakat haddini bilmeyenlere en ağır cezaydı yokluğum Yokluğun da bir fiyakası vardı çünkü Ve bilirdi dostlarım bir heves çocuğu olduğumu Sonra çok sıkılırdım yosun tutmuş hayatlardan Ağzı nektar kokan hiçkimseydim, belki de çok kendimdim Aşk suçu işliyordum durmadan ve dudağımda neşeli bir ıslık Anılar nehri akıyordu şuramdan ve herkes düşlerine aşıktı Kurmaca bir hayatım olmadı hiç Bu yüzden mi roman yazamıyordum, bilmiyordum Bilmemenin tadını çıkarırdım, sahilde bir imgeyle yürümenin Yıldızlarla akraba olmanın tadı başkaydı Kazanmak bana göre değildi, kaybedenlerdendim Cömertti kalbim, nerede üşüyen bir ruh görse onu ısıtırdı Tutkulu ve gönlü bol bir sabırsızdım Hiçbir anıyı terk edemeyecek kadar vefa doluydu kalbim Acırdı hep masum ve ıssız yanım Hem panik hem atak bir sızıydım Güzel bir şiir okuduğum zaman içim yanar ağlardım Bir dostun iyilik dolu bakışıyla sarhoş olurdum Sarhoşluk eskimeyen mesleğimdi benim Rakı içmek teselliydi bana, şiir gibi Meyhane bir gülümseme bahçesiydi benim için Hayat bir başka kokuyordu incirin ve narın yanında Türkülerin ve şarkıların yanında Hayat hiç devrilmiyordu üzerime Kinaye yok, öfke yok, kibir yoktu Savrulmak vardı başka diyarlara Gençliğin mavi sularına savrulmak vardı Kaçı p kurtulamıyordum bana her şeyini veren Elimden tutan, beni en derin maceralara götüren Bana sadık, beni hiç aldatmayan İstanbuldan İstanbul su gibi bir rüyanın kardeşliğiyle akardı Arkadaşlığın ülkesinde mahcup kalandım Bir aşk tiryakisiydim kiraz kadınların bulutlarına sarılacak kadar Yaz damlıyordu çakırkeyif gönlümden Yalnızlığımın uykusuz komşusuydu İstanbul Ve ben İstanbulu kadehime koyar Sonsuzluğu ve kendimi içerdim Ten ve gül arasında kanatsız melekler üzgün Kime inansam adresini terk ediyor Kime inansam önce o öldürüyordu beni Hayatı hep yeniden okumak çabasıyla demlenirdi Şu benim şaşkın ruhum Ve benim şu esrik ruhumu kim dansa kaldıracaktı Hasret yontucusuydum Ve el değmemiş bir sürgündüm sizdeki aşka Şiirin bulutlarına çarpa çarpa koşardım Kuşlara kadar yolum vardı, bilirdim Ve son yazların iflah olmaz divane çocuğuydum Eskimeyen bir efkarla yıkanırdı gövdem Yaşsız bir masaldım, sıkılmanın altın çağını yaşardım Mahsur kalırdım delirmiş bir yaranın içinde Ne çabuk kirlenir ve çürürdü her şey Hassas ve kırılgan, dalgın ve sevimli bir budalaydım Her gün gül açardım korkudan Defosuz hayatlardan ahşap rüyalar çıkarırdım kendime Kendime bir su gibi akardım Su düş görür, su acıkır, su sırrını açardı bana Suyun kanatları ve aklı vardı Suyun görgüsüyle emzirirdim kelimelerin ruhunu Güz evinde oturur, güneş biriktirirdim kalbimin avlusunda Bana hep yağmur armağan edildi Koynumu ısıran hayal makasları bir de ENGİN TURGUT ************* News by News by Journal by Journal by ******************* photo by ? |
Details
May 12, 2007
26.7 KB 26.7 KB 703×493 StatisticsShare
Link
Embed
Thumb
|
Comments
ne güzel bir şiir ve ne güzel bir fotoğraf...
Paylaştığınız için teşekkürler ablacım..
Kime inansam adresini terk ediyor
Kime inansam önce o öldürüyordu beni
Hayatı hep yeniden okumak çabasıyla demlenirdi "
Beni derinden yakalayan şiirlerden biri...
Fotoğraf da, müthiş bir huzur ışığı veriyor.
Fotoğrafda da(ilk sahibini bilmiyorum maalesef), yaşamda da bunu verebilmeyi çok isterdim...
Gece sesine, gülümsemene teşekkürler şeker!
--
bugün, yine yeni bir yaşam başlayacak...
hepimiz gurbetimize yakışıyoruz
Bedeniyle susayanlar, kalbiyle çıldıranlar, her şey çabuk
unutulur diyenler, aşk yırtılır, kalbimiz de yırtılır! Ey rüyalarımın
güzel çocuğu, yüzüne baksam görünür yüzümün yağmuru.
Görülmüştür gözlerimin aşka bakan dalgınlığı Kelimeleri küçük
melekler bilip, deli ıslıklar biriktirip ağzımda, ormanın içinden
geçiyorum Gökyüzünden başka bir lunapark daha var mıdır?...
Pötikare bir aşk duygusu eğitiyorsa beni, eskimeyen bir
annenin, zarif bir sızının içine dönebilirim. Göl kenarı izcisi, likör
bir çocuğun büzülen alt dudağıysam, kuşlara kanat takmakla
yorulmuyorsa kalbim, kederimden geçilmez!.. Bu bir çöl
yalnızlığı Hıçkırıyor kalbim. Annem müşfik güneş, buğunun en
yakını.
Ne çıkar, ne çıkar, kelimelerle taranmadık mı?..
Hangi taşın altını kaldırsam içimi açarak bakarım. İçim size
kocaman bir yara Gidenler ah!.. Küserek öldüler Canı
çıkmasın diye sözün, söz verdik, canımızı yırttık da geldik!
Gözlerinin günahını aldım, gözümüzden düştüler Bu bir kuğu
dansı. Gece ne güzel sekiyor Sesimi biriktiren orman
ellerimden kaydı. Ah! o büyük sözler, utanırlar küçücük
kelimelerden Dinmiyor şuramda yaşayan sızı! Her şeyi bir
serçenin gözünden gördüm, her şeyi serçe parmağımla
öldürdüm! Gül dikeninde gökyüzünü ararken, bir çocuk dayamış
sırtını kalbime yüzümü seyrediyor Denizin sesini topluyorum,
başka bir eda buluyorum kendime Cebimde ısırılmış güneş, ay
çiğneyerek yürüyorum Ah, kimsenin kimsesiz kaldığı,
kimsenin kimseden geçemediği derdimsin. Bir yaz daha geçiyor
yazların içinden. Ezilmiş bir harfin gölgesi sokaklarda
Ne çıkar, ne çıkar, o büyük boşlukla yıkanmadık mı?...
(Şiir Ülkesi, 1)
Engin Turgut
--
bugün, yine yeni bir yaşam başlayacak...
o çocuğun gözleri ağzımdan akıyor
meleklerin nefesi süt kokmuyor artık!
bilmeseniz de olur, dağların göllere aktığını
kaderimden kaçın!..
aşk sokağında herkes büyüdü, ben kaldım
siz eskimeyen bir zamandınız, anladım
nice hayatlar kırıldı, boynumuz üzgün
çığlığımdan kaçın!..
burası mavi kasaba, burası siyah kahır!
her şey kalpte başlar, kalpte biterdi
ah, ne bitmez vesveseymiş bu
ışığımdan kaçın!..
i peğe dokundum, esridim, yanıldım!
ben sizi öbür çarşıdan tanıyor muydum
p anik yok! umulmayanı ummak mevsimindeyiz
hayallerimden kaçın!..
ölümden daha genç bir hakikat var mıdır?
saadet kırılgan, umut kahpe, azizi bir şey kalmış mıdır?
dönüp nereye baksam, yalnızlık oluyorum
korkularımdan kaçın!..
bu şehrin sıkıntısı, vedalara benziyor
kimse yok karanlıktan başka, evler ansızın yırtılıyor
herkesin mektubu yolda kaldı, dünya hepimizi yalnız bıraktı
her şey yarım, hayat önümüze çıktı, kaçın!..
Engin TURGUT
--
bugün, yine yeni bir yaşam başlayacak...
--
█▌║▌│█║▌║█║││▌▌██▌║▌│█║▌║█║││▌▌█
--
bugün, yine yeni bir yaşam başlayacak...
tebrikler...
--
bugün, yine yeni bir yaşam başlayacak...
Previous Page12345...Next Page